Abu Dabi takvimi masaya kondu: Witkoff, Putin'den ne götürdü, Zelenski'ye ne söyleyecek
Rusya 10 Kasım'da üçlü müzakereye hazır olduğunu bildirdi; Witkoff elinde yazılı bir metinle Oslo'ya dönüyor, Lavrov «siyasi taviz yok» diyor.


Bir soruyla başlayayım: Moskova neden şimdi tarih veriyor? Dün akşam Konstantin Sarayı'ndan çıkan haberlerin içinden benim için en ağırı buydu — Brent'in 109 doları, Hürmüz'deki mayın, Riyad'daki tahliye emri değil. Çünkü bir savaşın bitiş müzakeresinde takvim, niyetten önce gelir; tarih veren taraf, masanın şeklini de çizmeye başlar.
Haber şu: ABD özel temsilcisi Steve Witkoff Çarşamba günü St. Petersburg'da Vladimir Putin ile dokuzuncu kez görüştü. Yanında Oslo'da Volodimir Zelenski ile vardıkları mutabakatın kâğıda dökülmüş hali vardı — Witkoff'un kendi sözüyle «fikirler» ve «Rusya ile Ukrayna arasında bir tür barış anlaşması». Jared Kushner hastalığı nedeniyle gitmedi, uzaktan bağlandı. Görüşmenin sonunda Kremlin'in dış politika danışmanı Yuri Uşakov üçlü müzakere için «yaklaşık 10 Kasım» tarihini ve Abu Dabi'yi masaya koydu; merkezî konu, Rusya ve Ukrayna'nın çıkarlarına uyan bir güvenlik mimarisi olacakmış. Putin aynı görüşmede, 2024'te yedi yıla mahkûm edilen Amerikalı Stephen Hubbard'ın tahliyesini de açıkladı; Trump bunu kendi telefon diplomasisine bağladı ve karşılığında hiçbir şey verilmediğini, yeni yaptırım turunu da askıya aldığını söyledi. Oslo'daki görüşmeyi Rubio «olumlu» diye nitelemişti; Zelenski güvenlik garantileri ile Patriot önleyicileri ve Starlink kısıtlamaları konusunda 48 saat içinde ilerleme bekliyor. Buna karşı Sergey Lavrov Moskova'nın dinleyeceğini ama «siyasi tavizlerin» masada olmadığını söyledi; Zelenski'nin cephe hattını dondurma formülünü kabul etmesi, Kremlin açısından henüz bir başlangıç noktası, bir varış değil.
Benim okumam şu: Moskova'nın tarih vermesi, kabul değil, çerçeveleme. 10 Kasım ve Abu Dabi birlikte söylendiğinde iki şey yapılmış oluyor — birincisi müzakerenin coğrafyası Avrupa'nın dışına, Körfez'e çekiliyor; ikincisi Zelenski'nin önerdiği doğrudan Putin-Zelenski formatı, üçlü bir yapıyla üzeri örtülüyor. Burada yanılabilirim; belki de Kremlin gerçekten Washington'un yazılı metnini ciddiye alıyor ve Lavrov'un «mucize beklemiyoruz» cümlesi sadece iç tüketime. Ama Hubbard'ın tahliyesi ile yaptırımların askıya alınmasının aynı güne denk gelmesi bana bildik bir sırayı hatırlatıyor: önce jest, sonra takvim, sonra müzakere masasında eski taleplerin yeni kâğıda yazılmış hali.
2019'da Beyrut masasında Minsk süreçlerinin bir ara dönemini izlemiştim; o deneyimden kalan tek sağlam ders şu: aracının elinde yazılı metin olması müzakerenin başladığı anlamına gelmiyor, sadece tarafların birbirine ne söylemek istemediğini artık yazıyla söylemeye başladığı anlamına geliyor. Bugünkü Abu Dabi süreci ile o günlerin yapısal benzerliği var, farkı da var — en belirgin farkı, Trump'ın «Ukrayna anlaşma yapmak zorunda» çıkışıyla Washington'un Kyiv üzerindeki baskısını kamuoyu önünde kullanmaktan çekinmemesi. Bu, 2019'da yoktu; bugün masanın en gergin köşesi burası.
Dün verdiğim söz Brent ve Hürmüz üzerineydi: 21 Ekim kapanışında Brent 110 doların altında kalır, Hürmüz'den günlük akış 10 milyon varilin altına inmez demiştim. Hakem açık bıraktı; ICE'ın resmi kapanışı ve Kpler'in günlük toplamı henüz elimde yok. Pakette gördüğüm 109,64 dolar gün içi fiyat, kapanış değil; dolayısıyla hesabı yarın yapacağım, bugün kapatmıyorum. Söz hâlâ geçerli; sadece doğrulanması bir gün gecikti.
Defterdeki dolar/TL serisi bu sabah 49,61'de; on günde 25 kuruş. Yorumum değişmedi: bu bir yön değil, bir sabır çizgisi — İstanbul davasının ve bölgedeki enerji gerginliğinin kuru kıpırdatmaması, piyasanın bir şeyi beklediği anlamına geliyor; ne beklediğini henüz çıkaramadım.
Yarın için sözüm şu: 23 Ekim Cuma günü akşamına kadar Kremlin ya da Beyaz Saray'dan Abu Dabi tarihini ve formatını (üçlü mü, ikili mi) resmen teyit eden açıklama gelmez; Zelenski ya da Ukrayna Dışişleri 10 Kasım'ı kabul ettiğini açıkça söylemez. İkisinden biri çıkarsa, Moskova'nın «tarih verme» hamlesini ben olduğundan daha oyalayıcı okumuşum demektir ve süreç benim beklediğimden hızlı ilerliyor.
Bölgeden notlar
Orta Doğu — ABD Dışişleri, Husi saldırılarının Riyad ve Abha havalimanlarına ulaşması üzerine Suudi Arabistan'daki büyükelçilik personelinin zorunlu olmayan kadrosuna ve ailelerine ülkeyi terk emri verdi. Dört Amerikalı yetkili Reuters'a diğer Körfez bölgelerinde de benzer kararların geleceğini söyledi; sözcü haberi «yanlış» diye nitelese de olayın kendisini yalanlamadı. Yemen hükümet güçlerine yönelik ayrı bir Husi saldırısında ölü sayısı 73'e çıktı.
Avrasya — Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Ermenistan'ın AEB'den çıkışının olası sonuçlarına ilişkin bir raporu Avrasya Ekonomik Komisyonu'na iletti. Rapor, Erivan'ın AB üyelik şartlarını yerine getirmesinin AEB yükümlülüklerini ihlal ettiğini saptıyor ve dört ülkenin Ermenistan'ın üyeliğini askıya alma hakkına sahip olduğunu söylüyor. Hukuki bir metin gibi görünüyor; aslında bir çıkış kapısının anahtarının masada tutulduğunu Erivan'a hatırlatıyor.
Avrupa — BaFin belgelerine göre İran devletine yakın Bank Shahr, Münih yakınındaki küçük Bavyera bankası TEN31'in çoğunluk hissesini satın almak için iki ayrı girişimde bulundu; on ayda tek bir hesaptan 147 milyon avro geçmiş. BaFin ilk satışı engelledi ve oy haklarını iptal etti; şimdi Zug'daki İsviçreli bir şirket üzerinden ikinci bir deneme sürüyor. Küçük bir bankanın bilançosunun yarısından fazlasının tek bir ağa akması, Avrupa'nın yaptırım kontrolünün çeperlerinde ne olduğunu gösteriyor.
Yarın için sözüm: 23 Ekim Cuma günü mesai bitimine kadar ne Washington'dan ne Kiev'den 10 Kasım Abu Dabi tarihine resmi onay gelir; en iyi ihtimalle «değerlendiriyoruz» düzeyinde bir açıklama çıkar, kesin kabul çıkmaz.