
Kudüs'ten La Paz'a, Abuja'ya kadar liderler eski araçlarla zaman kazanmaya çalışıyor — faturayı ise en önce haneler ödüyor.
ℹ️ Tarayıcı tabanlı sesli okuma · yapay zeka stüdyo sesi yakında
Benjamin Netanyahu dün kabinesine, geçen ay Beyrut ile varılan ve yakın zamanda uzatılan ateşkes teknik olarak hâlâ yürürlükte olsa da ordunun Güney Lübnan'daki operasyonlarını Hizbullah'ı 'ezmek' için yoğunlaştıracağını söyledi. Tek başına okunduğunda bu, uzun bir savaştan gelen sıradan bir haber bülteninden ibarettir. Bu hafta sonu çok farklı başkentlerden gelen iki başlıkla birlikte okunduğunda ise başka bir anlam kazanıyor: baskı altındaki hükümetlerin, ellerindeki araçların hâlâ işe yarayıp yaramadığına bakmaksızın en kolay ulaşabildiklerine nasıl sarıldığının bir incelemesi.
Bugünkü okumanın özü yalındır. Üç yönetim — İsrail, Bolivya ve Nijerya'daki — her biri, asıl sorunu çözmekten çok kendilerine olan inancını yitirmiş iç kamuoyuna yönelik bir kararlılık gösterisi sergilemeye çalışıyor. Netanyahu'nun Lübnan'da tırmanma emri; kuzeyden insansız hava aracı saldırılarının sürmesi ve koalisyon ortaklarının bir Arap partisinin bir sonraki seçimden yasaklanmasını ve İslami Hareket'in güney şubesinin terör örgütü ilan edilmesini talep etmesi ortamında geliyor. Bu bir savaş stratejisi değildir. Hava gücüyle yürütülen bir koalisyon yönetimi stratejisidir.
La Paz'da Rodrigo Paz, sokakların protestolarla dolmaya devam ettiği sırada kendisinin ve kabinesinin maaşlarını yarıya indireceğini duyurdu. Bu adım, ilgili bakanlar için gerçek bir fedakârlık anlamına geliyor; Bolivya hazinesi içinse neredeyse hiçbir şey ifade etmiyor. Bu da yine yaşam pahalılığına sabrı tükenmiş bir kitlenin önündeki bir performanstan ibarettir. Abuja'da ise Bola Tinubu ikinci dönem için adaylığını açıklayarak 'geri döndürülemez bir ekonomik büyüme yolu' vaat etti. O cümlede yükü taşıyan sözcük 'geri döndürülemez' — bir siyasetçinin, geri dönüş seçmenlerinin hane bütçelerinde zaten başlamışken başvurduğu bir kelime.
Üç başkentteki sahne arkası pazarlık, diller farklı olsa da aynıdır. Bu, bir cumhurbaşkanlığı ile kendi maliye bakanlığı arasında geçen şu konuşmadır: rakamların sessiz sedasız talep ettiği daha zorlu düzenlemelerin — sübvansiyonlar, döviz rejimleri, güvenlik bütçeleri — yerine sembolik adımlar ne kadar süre geçer? İsrail'de bu konuşma, uzun bir savaşı sindirmekte olan şekel üzerinden iki cepheli bir duruşun maliyetiyle ilgilidir. Bolivya'da dolar rezervleri ve yakıt ithalatıyla ilgilidir. Nijerya'da ise naira ve bitmemiş sübvansiyon reformu gündemine dairdir.
Okuyucu açısından asıl önemli olan, tek tek başkentler değil örüntünün kendisidir. Üç farklı bölgedeki üç hükümet aynı anda jest siyasetine başvurduğunda, borçlarını ve para birimlerini fiyatlayan piyasalar bu jestleri iskonto etmeye ve altta yatan sürükleniş için bir risk primi talep etmeye başlar. Bu prim, eninde sonunda Kahire raflarındaki ithal mal fiyatlarına, küçük bir ihracatçının bu çeyrekte ödediği döviz çevrimlerine, Levant kıyısı yakınından geçen bir sevkiyattaki sigorta kalemine ve buradaki geniş ailelere ulaşan Batı Afrika kökenli havale akışlarına yansır. Bu hareketlerin hiçbiri tek başına herhangi bir günde çarpıcı değildir. Bir çeyrek boyunca birikerek büyürler.
Bu haftanın koruyucu okuması sabır ister, kaygı değil. Şimdi sorulması gereken üç soru var. Birincisi: turizme ya da Doğu Akdeniz üzerinden yönlendirilen deniz taşımacılığına bağlı bir para biriminde fiyatlandırılmış sözleşmeler tutuyorsanız, karşı tarafınız önümüzdeki doksan günde Lübnan dosyasına ilişkin ne varsayıyor ve bu varsayım herhangi bir yerde yazıya dökülmüş mü? İkincisi: işletmeniz Latin Amerika'dan ithalat yapıyor ya da kısmen orada belirlenen emtia fiyatlarına bağlıysa, Bolivya'daki protestoların genişlemesi durumunda maliyet yansıması konusunu tedarikçinizle konuştunuz mu? Üçüncüsü: hanenizin daha yavaş geçecek bir ikinci yarıya gerçek maruziyeti nedir — ve bu konuşmayı muhasebecilerinizle yaz gelmeden mi yapıyorsunuz, yoksa sonrasına mı bırakıyorsunuz?
Bu hafta İsrail kabinesinden çıkan dili izleyin. 'Yoğunlaştır' ile 'ateşkes' arasındaki uçurum, gerçek kararın alındığı yerdir.