NoorSadaNoorSada
EditöryelGelişiyor

Paris'te hafta sonu: 1.500 vitrin, 1.000 polis, bir kabine

Macron olağanüstü hal yerine televizyonu seçti; Lecornu kriz kabinesini topladı — henüz anlamadığım şey, bu tercihin bir cesaret mi hesap mı olduğu.

Hız:

Sherif Al-Mahdi
· 4 dk okuma
Macron'un 2017 başkanlık zaferinden sonra Louvre'da yapılan kutlamalar · Fotoğraf: The White House / Wikimedia Commons (Public domain)

Bugün bir itirafla başlamak zorundayım: Fransa'da hafta sonu olanları henüz tam oturtamadım. Elimdeki telgraflar olguyu net veriyor, Macron'un Pazar akşamki televizyon konuşmasının metni de önümde; ama Elysée'nin olağanüstü hal yerine ekranı seçmesinin bir cesaret mi, bir hesap mı, yoksa seçeneksizliğin itirafı mı olduğunu söylemek için henüz erken. Bugün bu belirsizliğin kendisini yazmak istiyorum.

Cumartesi günü Paris'te, Lyon'da, Marsilya'da, Bordeaux'da ve Lille'de yarım milyonu aşkın insan hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerinin erimesine karşı yürüdü. Yürüyüşlerin büyük bölümü barışçıldı. Sonra, pek çok ülkede son yıllarda tanıdık hale gelen o sahne tekrarlandı: yüzü maskeli, siyah giyimli grupların kalabalığa karışması, vitrinlerin kırılması, çevik kuvvetin biber gazıyla, tazyikli suyla, copla karşılık vermesi. Bilanço telgraflarda şöyle duruyor: tahminen 1.500 işyeri yağmalandı ya da tahrip oldu; 1.000 polis yaralandı, yedisinin durumu ağır; AFP'ye dayanan Türkçe aktarımda 1.200 gözaltı. Bordeaux'nun ana alışveriş caddesi Rue Sainte-Catherine'de Louis Vuitton ve Apple mağazaları yağmalandı; Lille'de bir başka Apple şubesi, Marsilya'da Hermès soyuldu. Lyon'da Bellecour Meydanı'ndaki 174 yıllık turizm danışma binası alev aldı. Hedef yalnız lüks değildi: eczaneler, süpermarketler, giyim mağazaları da payını aldı. Yani Pazartesi sabahı Fransa'da kepengini açamayan bin beş yüz kadar esnaf var; aynı sayıda polisin ailesi hastane telefonu bekliyor.

Pazartesi öğleden önce Başbakan Sébastien Lecornu kriz kabinesini topladı. Macron ise Pazar akşamı Elysée'den ulusa seslendi. Önündeki çağrı açıktı: sokağa çıkma yasağı ya da olağanüstü hal. İkisini de seçmedi. Bunun yerine valilere, belediye başkanlarıyla birlikte şehirleri, kamu binalarını ve ticaret alanlarını koruma — gerekirse belirli toplantıları yasaklama — yetkisi verdi. Tüm partilere ve sendikalara, şiddeti «açık biçimde kınama ve sükûnete çağırma» çağrısı yaptı; Lecornu'nun bu temsilcilerle görüşerek «açık ve kamuoyu önünde ilan edilmiş bir tutum» alınmasını isteyeceğini söyledi. Yani merkezden tek bir olağanüstü karar yerine, sorumluluğu yerel yöneticilere ve siyasi aktörlere dağıtan bir çerçeve.

Benim okumam şu: Macron'un bu tercihi, elindeki araçların zayıflığını gizlemeye çalışan bir güç gösterisi gibi duruyor. Olağanüstü hal ilan etmek, bugünün Fransa'sında sokağı yatıştırmaktan çok onu kalabalıklaştırabilirdi; bunu Macron'un da bildiğini düşünüyorum. Ama burada yanılabilirim — belki önümüzdeki günlerde yerel yasaklar peş peşe gelirse, Elysée'nin stratejisi aslında olağanüstü hali parça parça, ismini koymadan uygulamak olacak. 2018-2019 Sarı Yelekliler günlerini hatırlıyorum: o zaman da ilk refleks sertlik değil, zaman kazanmak olmuştu; sonra «büyük ulusal tartışma» denen uzun bir dinleme ritüeli devreye girmişti. Bu bir karşılaştırma, kanıt değil; öyle okumuştum, hâlâ öyle okuyorum.

TASS üzerinden gelen Rusça aktarımda Macron'un şiddeti «sol radikal grupların dizginsiz şiddeti» diye nitelediği geçiyor; metin 2027 seçimlerine değindiği noktada kesiliyor, o yüzden cumhurbaşkanının seçim takvimine dair tam ne söylediğini bu paketten doğrulayamıyorum. Burada dikkatli olmak gerek. İtalya'da da aynı hafta sonu Milano, Torino ve Bologna'da benzer sahneler yaşandı — 141'i güvenlik görevlisi 161 yaralı, 28 gözaltı, bir milyon avroyu aşan hasar. İki ülkeyi bugünden tek bir «Avrupa dalgası» çerçevesine koymak çekici ama erken; mekanizmayı — ortak çağrı, ortak örgütlenme, ortak finansman — gösteren bir malzeme önümde yok. Şimdilik bunlar ayrı hikâyeler; bağ kurulacaksa onu önümüzdeki günler kuracak.

Dün Pazar günü için verdiğim söz hâlâ açık duruyor: İmamoğlu davasında İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ara kararının en erken bugün, 20 Ekim Salı açıklanacağını ve tutukluluğun devamı yönünde çıkacağını söylemiştim. Bugün sabah itibarıyla salondan ses yok; Dolar/TL kapanışı dün 49,51'de kaldı, bugün 49,54, yani 49,40–49,65 bandının ortasında. Söz Salı akşamına kadar beklemeye devam ediyor; defter hesabı yarın tutulacak.

Yarına gelince: 20 Ekim Salı günü Lecornu'nun kriz kabinesi toplantısının çıktısı — hükümet açıklaması ya da valilere gönderilecek yazılı talimat — ulusal çaplı bir sokağa çıkma yasağı ya da olağanüstü hal ilanı içermez; metin yerel yetkilendirme, belirli gösteri yasakları ve adli takip çerçevesinde kalır. Aksi çıkarsa Macron'un Pazar akşamki tercihi bir strateji değil, 48 saat dayanamamış bir geciktirme hamlesi demektir.

Bölgeden notlar

Orta Doğu — Mısır Parlamentosu, Sisi'nin talebiyle olağanüstü oturumda Suudi Arabistan'a Husi saldırılarına karşı askeri destek yetkisini görüşüyor. Yüksek Savunma Konseyi, Riyad'ın yanında «tam duruş» ilan etti; Sisi, Suudi güvenliğinin Mısır güvenliğinden «ayrılmaz parça» olduğunu yineledi. Resmi metinlerde eksik olan şu: desteğin biçimi, hacmi, konuşlanma mekanizması. Siyasi teminat yüksek, operasyonel içerik yok — asıl soru burada.

Avrasya — Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbıha, bir hafta içinde enerji altyapısına 76 saldırı yapıldığını, 2.700 kadar İHA, 1.700 güdümlü bomba ve 66 füze kullanıldığını açıkladı; Trump'ın ilan ettiği «enerji ateşkesi»nin Moskova tarafından tutulmadığını söylüyor. Zelenski ise ABD'nin bir süre kesintiye uğrayan istihbarat paylaşımını yeniden başlattığını bildirdi. Rus tarafı iddialara karşılık vermedi; kış yaklaşırken enerji ve hava savunması aynı masada.

Avrupa — İtalya'da Pazar günü Milano, Torino ve Bologna'da hayat pahalılığı gösterileri sertleşti: Anadolu Ajansı'nın ANSA'ya dayandırdığı rakamlara göre 141'i güvenlik görevlisi 161 yaralı, 28 gözaltı — 12'si reşit değil — ve bir milyon avroyu aşan hasar. Milano'da Duomo çevresinde bugün de küçük gruplar toplandı. Fransa'yla aynı hafta sonuna denk gelmesi dikkat çekici; ortak bir örgütlenme mekanizması önümdeki malzemede yok.

Dolar/TL bugün 49,54; son on günde 49,26 ile 49,54 arasında, dar bir koridorda yürüyor. Bu düzlük hikâyenin yokluğu değil, piyasanın karar beklemesi gibi okunmalı.