Tiflis'in Kendi Muhalefetine Açtığı Dava: İktidar Partisi Görüntüyü Sürdürmekten Vazgeçince Ne Yapar
Gürcistan Rüyası, Anayasa Mahkemesi'nin rakiplerini silmesini istiyor. Strazburg ve Cenevre aynı hafta içinde çok farklı araçlarla sahneye çıktı.


Muhalefetini yasaklamak için anayasal dava açan bir iktidar partisi, aslında neden korktuğunu peşinen söylemiş olur: seçimi kaybetmekten değil, seçimi atlatmaktan.
İşte bu sessiz itiraf, Gürcistan Rüyası'nın Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu dilekçenin içine gömülü duruyor; Avrupa Parlamentosu bu hafta söz konusu dilekçenin geri çekilmesini talep etti. Strazburg'dan gelen kararlar tek başına Tiflis'teki bir mahkemeyi harekete geçiremez. Ancak tarihi kayıt açısından daha işe yarar bir şey yapar: Bidzina İvanişvili'nin partisini, Brüksel'deki meclisin söylediklerini hâlâ önemseyip önemsemediğini — ya da bu önemsiyormuş gibi yapmanın artık çok pahalıya mal olup olmadığını — yüksek sesle açıklamak zorunda bırakır.
Benim değerlendirmeme göre: görüntü sona erdi. Bu, bir süre önce bitti. Dava yalnızca evrak işlemidir.
Sıralamanın mantığına bakın. Cenevre'de BM İnsan Hakları Konseyi, işgal altındaki toprakları ele alan ve Gürcistan ile iş birliğine ilişkin bir kararı oybirliğiyle kabul etti. Oybirliği, diplomatların kimsenin kavga istemediğini — Tiflis dahil — söyleme biçimidir. Hükümet bu kararı eve bir zafer olarak götürebilir. Aynı hafta Avrupa Parlamentosu ise hükümetin eve hiçbir şekilde götüremeyeceği bir karar aldı; zira bu karar iktidar partisini demokratik gerilemenin mimarı olarak açıkça adlandırıyor ve Anayasa Mahkemesi'nden bu sürecin aracı olmayı reddetmesini istiyor.
İki salon, iki karar, bir hükümet. Kabul edebildiğini kabul etti; edemeyeceğini ise Perşembe öğleden sonrasına kadar müdahale girişimi olarak kınayacak. Bu, uluslararası forumlar arasında yorgun bir tüketicinin süpermarketler arasında alışveriş yapması gibi seçici davranan bir yönetimin tutumudur: indirimi alır, sebzeleri bırakır.
Bir de 7 Ekim'deki doku var. Müzisyen Mişo Sulukhia, Lisi Gölü yakınında kendisini kolluk kuvveti olduğunu söyleyen sivil giysili kişilerin kendisine saldırdığını ve zorla bir araca bindirmeye çalıştığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı bu anlatıma itiraz ediyor. Okuyucu hangi versiyonu daha inandırıcı bulursa bulsun, şu çevresel gerçeği not etmek gerekir: Ekim 2026'da Tiflis'te, tanımlanamayan sivil giysili kişilerin kendisini kaçırmaya çalıştığını iddia eden çalışan bir müzisyenin söyledikleri ulusal acil durum olarak değil, sıradan bir haber olarak ele alınıyor. Eşik kaydı. Kurumsal çöküş zemin düzeyinde böyle görünür — meydanda bir tank değil, gölde bir omuz silkme.
Burada asıl karar alıcı mahkeme değil, İvanişvili'nin kendisidir. Partisi, partinin rakiplerini yasaklayıp yasaklayamayacağına hükmedecek olan mahkemeyi atayan parlamentoyu kontrol ediyor. Çember tasarım gereği kapalıdır. Avrupa Parlamentosu'nun kararı adı üstünde hâkimlere hitap ediyor; gerçekte ise onları seçen adam tarafından okunuyor.
Peki mahkeme zaten birileri tarafından konuşulmuşsa Brüksel'in elinde ne var? Ciddiyetlerine göre sıralanmış üç araç. Birincisi, önceki Avrupa Komisyonu'nun zaten askıya alınabileceği konusunda uyardığı ve ortaklık sürecinin somut bir kazanımı olan Viyana ve Berlin'e hafta sonu uçuşlarından yararlanan kentli orta sınıfı doğrudan etkileyen vizesiz seyahat. İkincisi, fiilen dondurulmuş ancak resmen hâlâ canlı olan ve kesin olarak rafa kaldırılması durumunda yirmi yıllık siyasi projeyi sona erdirecek olan aday statüsü. Üçüncüsü ise üye devletlerin şimdiye kadar koordine etmeyi reddettiği — çünkü oybirliği AB'nin yapısal bir kekemesi olmayı sürdürüyor — belirli yetkili ve iş insanlarına yönelik bireysel yaptırımlar.
Bunların hiçbiri Gürcistan Rüyası'nın içine sindiremeyeceği bir manivela değil. Her biri, bir sonrakini içine sindirmenin maliyetini artıran bir maniveladır. Bu aritmetik dramatik değil; birikimli. Biriken baskının gelmeyeceğine oynayan hükümetler genellikle birkaç yıl haklı çıkar, sonra tek bir çeyrekte aniden yanılmış olurlar.
Bu okumayı yanlış çıkaracak şey ne olurdu? Anayasa Mahkemesi yasaklama dilekçesini incelemeyi reddeder ya da inceler ve iktidar partisi aleyhine karar verirse, kurumsal ele geçirilme derecesini abartmış olurum. Avrupa Konseyi — Parlamento değil, Konsey — yeni yıldan önce vizesiz seyahati askıya almak için harekete geçerse, Avrupa'nın tepkisinin hızını küçümsemiş olurum. Her iki sonuç da mümkün. İkisi de temel senaryo değil.
Burada Gürcistan'ın ötesine uzanan bir örüntü var. Sovyet sonrası coğrafyadaki iktidar partileri son on yılda, hukuki kalıcılık yolunun seçimsel olandan daha ucuza geldiğini keşfetti. Aleyhinize aday olabilecek kişileri zaten ortadan kaldırdıysanız oy çalmanıza gerek yok. Venezuela örneği öğreticidir, ancak kıyaslama petrolde duruyor: Gürcistan'ın kayıtsızlığı satın alacak rantı yok. Yalnızca coğrafyası var ki bunu şimdi Brüksel'in güvenilir bir müşteri olmadığına karar verdikten sonra Moskova ve Pekin'e bir hizmet olarak satmaya çalışıyor.
Bu haftanın en derin bedeli dava değil. Avrupa platformu üzerine kurularak seçime giren bir hükümetin, Avrupa platformunun artık kâr etmediği sonucuna varmış olmasıdır. Bu hesap henüz tersine çevrilebilir. Şimdilik, yanıtı zaten bilen hâkimlerin bulunduğu bir mahkemede sınanıyor.