TİM Başkan Vekili Ahmet Öksüz: Sanayi ekonomideki yüzde 15 payıyla en düşük seviyede, kapanan tesisler bir daha geri gelmiyor.

Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektörü, yüksek üretim maliyetleri ve daralan taleple birlikte her ay bir ila iki fabrika kapatmasıyla sarsılıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Öksüz, fabrika kapanmalarının artık rutin bir haber hâline geldiğini belirterek uyarıda bulundu.
Öksüz'e göre sanayinin millî gelir içindeki payı yüzde 15'e geriledi; bu oran, Türkiye'nin son on yılda kaydettiği en düşük düzey. Mevcut tesislerin bile yüzde 40'lık atıl kapasiteyle çalıştığını vurgulayan Öksüz, sektörün yüzde 60 kapasite kullanımıyla ayakta durmaya çalıştığını söyledi. "Kaybedilen tesisler tekrar yerine gelmiyor; adam 'Ben kapatabiliyorken kapatayım' diyip çıkıyor" dedi.
Bu tablo, yalnızca tekstili değil Türkiye'nin üretim omurgasını tehdit ediyor. Öksüz, yatırım ortamındaki bozulmanın kapanan tesislerin yerini dolduracak yeni yatırımların önünü kestiğine dikkat çekti: İç pazarda hazır giyim talebindeki daralma, ihracattaki baskıyla birleşince mevcut kapasiteyi eritiyor.
Değerlendirmelere göre Öksüz, hükümetin önceliğini yeni teşvikten mevcut fabrikaları ayakta tutmaya kaydırması gerektiğini savunuyor. Sektörün son on yılda en ağır dönemi yaşadığı 2009 krizinde de benzer bir kapasite erimesi görülmüş; o dönemde devreye giren kısa çalışma ödeneği fabrika kapanmalarını sınırlandırmıştı. Şu an için benzer bir önlem gündemde değil.
Türkiye'nin tekstil sektörü ayda 1-2 fabrika kapanış hızıyla eriyiyor ve kapasite kullanımı yüzde 60'a düştü. Hükümetin yeni yatırımları teşvik etmek yerine mevcut üretim tesislerini ayakta tutmaya odaklanması gerekiyor.
Tekstil sektörü kapanması Türkiye'nin ihracat gelirlerini ve istihdam sayılarını doğrudan etkiliyor; siz veya yakınlarınız bu sektörde çalışıyorsanız işyeri kapanışlarından doğrudan zarar görebilirsiniz. Fiyatlandırma ve ürün bulunabilirliği de etkilenebilir çünkü yerel üreticiler kapandıkça ithalatçılık artıyor.

Mehmet Yılmaz