
Brent 95,84 dolara tırmanırken ve ruble 70,90'da tutunurken asıl mesele şu: Moskova'nın etrafındaki coğrafyayı kim yeniden yazıyor — ve buna kim göz yumuyor?
ℹ️ Tarayıcı tabanlı sesli okuma · yapay zeka stüdyo sesi yakında
Bu hafta Avrasya coğrafyasında yaşanan en belirleyici gelişme Moskova'da değil. Astana'da gerçekleşiyor: Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev, Çin'in en üst düzey yasama temsilcisiyle bir araya geldi ve iki ülke ilişkisini ivme meselesi olarak nitelendirdi. Ve Tiflis'te gerçekleşiyor: Birleşik Krallık, Londra'nın yaptırımları delmek amacıyla kurulmuş Rusya odaklı borsalar işlettiğini tespit ettiği üç Gürcistan kayıtlı şirketi sessizce yaptırım listesine aldı. İki başkent, iki karar, bir harita yeniden çiziliyor — ve her iki hikayede de yokluğuyla belirleyici olan aktör Kremlin.
Tokayev'le başlayalım. Görüşmenin dili, ikili ticaretin alışılmış tören Mandarin'iydi: ivme, ortaklık, karşılıklı yarar. Özü ise çok daha sert. Kazakistan, Çin'in Rus Demiryolları'ndan izin almadan Avrupa'ya mal taşıyabilmek için geçmesi gereken demiryolu koridoruna ev sahipliği yapan ülke. Astana-Horgos hattı üzerinden hareket eden her konteyner, Rus topraklarından geçen bir konteynerin yerini aldıkça, Moskova'nın yakın çevresindeki kaldıraç gücünden bir parça daha eksilmiş oluyor. Tokayev bunu biliyor. Pekin'in yasama temsilcisi bunu biliyor. Şu an başka hesaplarla meşgul olan Kremlin de bunu biliyor — ve itiraz edemeyecek konumdaki bir ortak gibi, Orta Asya'daki ikinci plandaki konumun artık kalıcı olduğunu çaresizce kabul etmiş durumda.
Kürsüyü değil, bütçeyi izleyin. Kazakistan aynı zamanda Astana'da bir yapay zeka ve dijital altyapı forumu için medya akreditasyonu sürecini başlatıyor; güney sınırına eklemek istediği tüzel özel statülü şehir (charter city) Alatau için de yasal çerçeveyi somutlaştırıyor. Bunlar sembolik jestler değil. Kendine özgü hukuk düzenine sahip bir charter city, bir zamanlar Moskova ya da Dubai üzerinden akan sermayeyi hedef alan bir egemenlik ilanıdır. Tokayev, herkesle iş yapan ama tek bir patrona bağlı kalmayan bir Kazakistan için kurumsal altyapıyı inşa ediyor. Dışişleri Bakanlığı'ndaki kas hafızası — çok vektörlü denge politikasına yönelik içgüdü — mevcut kabineden çok daha eskiye dayanıyor. Yeni olan şu: bu denge politikası artık uzaydan görülebilir hale geldi.
Şimdi Tiflis. Birleşik Krallık Hazinesi'nin üç Gürcistan kayıtlı şirketi yaptırıma tabi tutma kararı, yüzeyde teknik bir yaptırım uygulama işlemidir. Siyasi bir bildiri olarak okunduğunda ise bambaşka bir anlam taşır: Londra, on sekiz ayda kurulan yaptırım mimarisinin, Avrupa başkentlerinin rahatsız etmek istemediği yargı bölgelerinden faaliyet gösteren aracılar tarafından sessiz sedasız boşaltıldığını fiilen kabul etmiş oluyor. Gürcistan'ın iktidar partisi son iki yıldır ülkesinin bir yaptırım delme merkezi olmadığını ısrarla savunuyor. Londra, adı konmuş üç kuruluşla bu iddiayı mevcut en güçlü dilde — kurumsal tanımlama yoluyla — çürütmüş oldu.
Zamanlaması önemli. Gürcistan'ın Bağımsızlık Günü'nde Muhalefet İttifakı, 'Gürcistan Daha İyisine Layıktır' yazılı pankartlarla on binlerce kişiyi sokaklara döktü; aynı hafta ise Savcılık, Gori'de gözaltındaki kişileri döven polisleri gösteren bir videonun yayılmasının ardından darp olayına ilişkin soruşturma başlattı. Yaptırım uygulamasında güvenilir bir ortak olmaya çalışan bir hükümet, kural olarak polisinin Gori'de görüntülenenleri yapmasına zemin hazırlamaz. Londra bunu fark etti. Brüksel de — halihazırda inandığı şeyi resmileştirmek için bir gerekçe arayan Brüksel de.
İki hikaye aynı akordu vuruyor. Her ikisinde de küçük bir devlet, hangi patronun kurallarıyla yaşamayı tercih ettiği sorusuyla yüz yüze; her ikisinde de yanıt, söylevlerle değil idari eylemlerle veriliyor. Tokayev'in yanıtı açık: coğrafyanın kaldırabileceği kadar çok patron. Tiflis'in yanıtı ise daha muğlak görünüyor: şu an bakmayan patron hangisiyse, o.
Piyasalar bize yararlı bir arka plan ışığı sunuyor. Tek bir seansta yüzde ikiden fazla yükselerek 95,84 dolara ulaşan Brent, enerji piyasasının bir şeyleri fiyatladığına işaret ediyor — arz sıkışıklığı, risk primi ya da her ikisi birden. 70,90'daki ruble ise daha ilginç bir rakam. Yaptırım rejimiyle bu denli sıkışık bir ortamda bu kadar güçlü bir para birimi, ekonomik sağlığın göstergesi değildir; sermaye kontrollerinin tam da yapması gereken işi yaptığının göstergesidir: döviz kurunu düzgün gösterirken gerçek ekonomi altta çarpılmaya devam ediyor. Moskova'nın bütçesi, retoriğinin söylediği yerde değildir. Zaten nadiren öyle olmuştur.
Kehanette bulunmadan neleri izlemeli. Kazak charter city projesinin ciddi Çin dışı sermaye çekip çekmeyeceği — bu, Astana'nın çok vektörlü söyleminin gerçekten alıcı bulup bulmadığını yoksa yalnızca hayranlık mı uyandırdığını gösterecek. Birleşik Krallık'ın yaptırım kararlarını paralel Avrupa adımlarının izleyip izlemeyeceği ya da bunun bir Londra solosu olarak kalıp kalmayacağı — bu, yaptırım uygulamasının nihayet bir sistem mi yoksa sıradan bir jest mi olduğunu ortaya koyacak. Ve Tiflis hükümetinin Gori görüntülerini üstesinden gelinecek bir skandal mı yoksa normalleştirilecek bir emsal mi olarak ele alacağı — bu, pratikte zaten hangi patronu seçmiş olduğunu gözler önüne serecek.
Kremlin bu paragrafların hiçbirinde bir aktör olarak yer almıyor. Yazının özü de tam bu.