Bir Numara, Hata Payıyla: Hollanda Pasaport Tasarısının Otopsisi
Aralık ayında Lahey'de gündeme gelen bir tasarı çifte vatandaşlığı kolaylaştırmayı hedefliyor — ancak yalnızca tek yönde. Tek uyruk tavanının aslında bir ayıklama mekanizması olduğu ortaya çıkıyor.


Sayı birdir. Tek pasaport. Aralık ayında Hollanda parlamentosuna sunulan tasarının artırmayı önerdiği — ya da kimin omzunda durduğuna bağlı olarak artırmamayı önerdiği — rakam budur.
Bugünkü köşe yazısı o birinin otopsisi. Kim saydı onu, ne gizliyor, dürüstçe ölçseydik ne okurduk — ve mevcut tanımı masasında şık biçimde tutmaya kimin hakkı var.
Skalpelden önce bir muhasebe kaydı. Geçen Cuma, İstanbul'da 24 Ekim'de yayımlanan ortak bakanlık bildirisinin Filistin, Hürmüz, Yemen ve Ukrayna'yı anacağına; Manş Denizi'ndeki göç ya da kaçakçılık ağlarını ise esaslı biçimde ele almayacağına bahse girdim. Bağımsız hakem şunu bildiriyor: KANIT YOK. Toplantı gerçekleşti, bölgesel güvenlik, Hürmüz ve Yemen kamuoyuyla paylaşılan açıklamada yer aldı; ancak ortak bildirinin tam metni, belirli ifadeleri değerlendirmeye izin verecek biçimde henüz gün yüzüne çıkmadı. Dolayısıyla bahis ne kazanıldı ne kaybedildi; hâlâ havada asılı duruyor. Bunu dürüstçe kaydedip devam ediyorum; çünkü bugünkü rakam İstanbul'da değil, Lahey'de.
Eelco Keij çerçevedeki isim. 2011'de doğuştan Hollandalı uyruğunu koruyarak ABD vatandaşlığı aldı. Davası istisnalar kapsamına girdiğinden Hollanda devleti her ikisini de sürdürmesine izin verdi. Bu hafta bir Hollanda İngilizce yayın organında, kendisi için şanslı, başkaları için ise üzüntü duyduğunu yazdı. New York'tan bir tartışma, ardından bir imza kampanyası başlattı. 2019'da yurt dışında yaşayan Hollandalı vatandaşlar için gönüllü bir savunuculuk örgütü kurdu. Hollandalı vatandaşların yurt dışından seçmen kurulu aracılığıyla Senato seçimlerinde oy kullanmasına olanak tanıyan 2022 anayasa değişikliği bu lobicilik faaliyetlerine bir şeyler borçlu. Ve ilk ortaya atılmasından yaklaşık on yıl sonra, çifte vatandaşlık tasarısı Aralık ayında parlamentonun gündemine girecek.
Bu köşe yazısının somut nesnesi bir pasaport. Soyut anlamda kırmızı-bordo AB pasaportu değil — Keij'in 2011'deki masasındaki pasaport: kapağında bir devletin kartalı, çekmecesinde başka bir devletin aslanı. İki belge, bir insan. Hollanda devleti o çekmeceye baktı ve onun davası için 'tamam' dedi. Çoğu insan için ise 'seç' dedi.
Şimdi otopsiye.
Bir numara — sakin başına tek uyruk — Hollanda yasama organı tarafından üretilir ve günlük uygulamada belediye sayım masaları ile konsolosluk gişeleri tarafından yönetilir. Bu bir şeyin sayımı değil. Bu bir tavan. Yetkililer buna atıfta bulunduklarında bir ilke olarak atıfta bulunurlar: Bir kişi, siyasi olarak tek bir yere aittir. Tavan; sadakat, netlik, entegrasyon gibi sözcüklerle savunulur. Gerçeklik, aile, hareketlilik gibi sözcüklerle sorgulanır.
O bir neyi gizliyor?
İlk olarak, içine oyulmuş olan mevcut istisnaları gizliyor. Keij'in kendi davası bunlardan biri. Belirli durumlardaki Hollandalı vatandaşların eşleri bir diğeri. Karma uyruklu hanelerde doğan çocuklar ise üçüncüsü. Hollanda devleti, kendi vatandaşlarının kayda değer bir bölümü için birinin dürüst sayım olmadığını zaten sessiz sedasız kabul etmiş durumda. İnsanların fiilen elinde bulundurduklarını — mevzuatın ellerinde bulundurduklarını varsaydıklarını değil — ölçseydik dürüst sayım bir dağılım olurdu: çoğu için bir, pek çoğu için iki, kimi hanelerde üç. Tavan, bir istisna zemininin sürdürdüğü bir kurgudur.
İkinci olarak, Aralık tasarısının içindeki asimetriyi gizliyor. Lider makalede aktarıldığı üzere metin, tek pasaport tavanını her iki yönde de kaldıracak: yurt dışında yaşayan ve Hollanda belgesini kaybetmeksizin başka bir ülkede vatandaşlık almak isteyen Hollandalılar için, ve Hollanda'da ikamet edip burada vatandaşlık alacak olan ancak şu anda mevcut uyrukluklarından vazgeçmek zorunda kalan yabancı uyruklu ikamet sahipleri için. Tek tasarı, iki nüfus. Keij'in yazdığına göre koalisyon anlaşması yalnızca ilk bölümü destekliyor. Bunu açıkça ifade ediyor ve ben de kendi sözcüklerimle özünü aktarıyorum: Hollanda'daki yabancı uyrukluların çifte vatandaşlık talebini destekleyen siyasi bir çoğunluk şu an mevcut değil; onları kapsayan madde tasarı yasalaşmadan önce metinden çıkarılabilir. Başka bir deyişle tavan, ülkeden çıkanlar için yeniden şekillendiriliyor, içeri girenler için ise olduğu gibi korunuyor.
Benim okumama göre buradaki dürüst rakam bir değil. Bir virgül bir şey — ve virgülden sonrakinin bir pasaport rengi var. Amerika Birleşik Devletleri'ne, Kanada'ya ya da Avustralya'ya taşınan bir Hollandalı vatandaş için virgülden sonraki basamak yukarı yuvarlanıyor: devlet ikinci belgenin birincinin yanında durmasına izin veriyor. Hollanda'da vatandaşlığa alınacak kadar uzun süredir ikamet eden Faslı, Türk, Suriyeli ya da Eritreli bir sakin için ise virgülden sonraki basamak aşağı yuvarlanıyor: devlet, ikinci belgeyi vermeden önce ilkinin teslim edilmesini talep etmeye devam ediyor. Aynı tasarı, aynı parlamento, aynı ay — yolculuğun yönüne bağlı olarak farklı aritmetik.
Mevcut tanımdan kim kazançlı çıkıyor?
Kuralı yazan bakanlık tutarlılık görüntüsünden kazançlı çıkıyor: tek uyruk, tek sadakat, sicilde tek satır. Destek makalesine göre vergi planında tavizler koparmak için şu an kabine masasının etrafında toplanan partiler — aşırı sağ bir oluşum, bir dinî parti, bir çiftçi-vatandaş hareketi — tavanın en çok tutulmalarını istedikleri nüfus için geçerliliğini koruduğunu söyleyebilmekten kazançlı çıkıyor. Göç dosyası bu hafta azot ve kürtajla birlikte açıkça ortak talep listelerinde yer alıyor; yabancı uyrukluların çifte vatandaşlığı ise hiçbirinin gevşetmek istediği bir dosya değil. Tavan onlar için tam da seçici biçimde işleyebilirken tarafsız göründüğünden savunulabilir olduğu için işlevsel.
Peki giden kim? Giden kişi, Amsterdam'da, Rotterdam'da ya da Eindhoven'da on ya da yirmi yıldır ikamet eden, vergi ödeyen, çocuklarını okul sisteminde yetiştiren ve siyasi aidiyetin bir büyükannenin köyünü, aile arazisini, annesinin gömüldüğü yerde defnedilme hakkını taşıyan bir belgeyi teslim etmeyi gerektirdiği söylenen ikamet sahibi. Bakanlık karar veriyor. Kişi imzalıyor ya da imzalamıyor ve her iki durumda da sonuçlarıyla yaşıyor.
Keij'in kendi argümanı, mantığındaki cömertliğiyle şunu söylüyor: Hollanda'daki uluslararası toplumun, yurt dışındaki Hollandalıların örgütlenip lobi yaptığı gibi kendi adına örgütlenip lobi yapması gerekiyor — yoksa geride kalma riskiyle yüz yüze gelecekler. Bu nüfusun çıkarlarının kendi görev alanının dışında olduğunu söylüyor. O cümlenin dürüstlüğü bu köşe yazısını yazmayı mümkün kılıyor. Asimetri yokmuş gibi yapmıyor. Onu adıyla koyuyor ve şunu söylüyor: parçalanmış bir koalisyon sistemindeki siyaset gerçekte bunu üretiyor; çözüm yolu ise karşı örgütlenme.
Karşı örgütlenme ikinci nüfus için birincisine kıyasla çok daha güç. Yurt dışındaki Hollandalılar ortak bir pasaportu, ortak bir lobi dilini, Hollanda siyasi kulağına sorunsuz bir erişim hakkını paylaşıyor. Hollanda'daki yabancı uyruklu ikamet sahipleri bir şehri, kimi zaman bir mahalleyi, nadiren bir dili paylaşıyor; aynı hafta içinde üç koalisyon ortağının sığınmacılara yönelik daha sert önlemler talep ettiğini zaten duymuş bir kulağa seslenmeleri gerekiyor.
O hâlde rakamı dürüst hata paylarıyla yeniden ifade edeyim.
Aralık'taki tasarı tek uyrukla ilgili — hangi tarafta durduğunuza bağlı olarak artı ya da eksi bir. Yurt dışındaki Hollandalılar için beklenen değer ikiye yaklaşıyor. Ülke içindeki yabancı uyruklu ikamet sahipleri için beklenen değer inatla birde kalıyor; daha önce sözünü ettiğim istisnalar ise ondalıktaki tek salınımı oluşturuyor. Tavan bir tavan değil. Bir ayıklama mekanizması. Rakamın içindeki belirsizlik istatistiksel gürültü değil; politikanın ta kendisi.
Kendi göçmenlerine ikinci bir pasaport tanırken uzun süreli ikamet sahiplerine bunu reddeden bir Avrupa devleti, vatandaşlık hukukunu hâlâ bir tercih değil de bir ilke olarak tanımlamaya hak kazanıyor mu?
Aralık oylamasının cevaplayacağı soru budur — mevcut mevzuatın şu an konuştuğundan çok daha dürüst bir dilde.